SECILI SIIRLERIM

SEN AGLAMA ANNEM

Geldi yine ayrilik zamani, annem aglama

Kadere engel olamayiz, siyah baglama

Al basini elleriyin arasina yaslan duvara

Dua'ni eksik etme sen, aglama annem

Gözünden akan her damla yüregime akar

Ayrilamam böyle senden, sil mendilini çikar

Bilirim anam, acidir ayrilik yürekler yakar

Helal et hakkini aglama, hosça kal annem

Doyamadik dört haftada birbirimize

Ayrilmadan daha çöktü haster içimize

ALLAH sabir versin sana, bana, herikimize

Hadi ver elini öpeyim, hosça kal annem

Annem gitmeliyim, araba beni bekliyor

Kurban olayim birak, dizler titriyor

Aglama, sözlerin hasretime hasret ekliyor

Sen dua'ni et aglama, sana ölürüm annem

Agitlar yakip ayriliga siir'ler yazdim

Öldüm her ayrilikta mezarlar kazdim

Böyle olmamali ayrilik diye agladim kizdim

Ama çaresi yok, hosça kal annem

ALLAH'a amanetsin annem, gözüm arkada

Çiktigim yol hayli uzun, gurbet uzakta

Yaradana asi olmayalim, ölümde olsa rizikta

Dua'siz birakma beni, hosça kal annem

Sana aglamak degil, dua yakisir

Bak irmaklar akar denize karisir

Günler aylarla, aylar yillarla barisir

Yine gelirim aglama, hosça kal annem

Hayatini yasamadin, ömrünü bize verdin

Için kan aglardi ama bize hep güldün

Bizi aglatmadin hiç, kalbinden sevdin

Yeter, sende aglama artik,hosça kal Annemm.

BIR GÜN

Bırak Gam, Kederi Yaralı Gönlüm,

Yüce Dağdan Duman Çekilir Bir Gün,

Çapa Vurulmadık Bu Topraklara,

İlkbahar Da Tohum Ekilir Bir Gün,

Gün Olur Dikleşir Eğilen Başın,

Yaşam Boyu Akmaz Kan İle Yaşın,

Matem Müjdeleyen Kanlı Baykuşun,

Ocağına İncir Dikilir Bir Gün,

Unuttu Dediğin Dost Seni Anar,

Alnının Terini Sofraya Sunar,

Sana Kutsal Gelen Bin Yıllık Çınar,

Fiske Vuruşuyla Yıkılır Bir Gün,

Meyveye Dönüşür Kuruyan Dallar,

RemziGiyinir Yeşiller Allar,

Gelir Bayram Günü Çalar Davullar

Ak Ellere Kına Yakılır Bir Gün

BIR SEHER VAKTINDE

Bir Seher Vaktinde İndim Bağlara

Öter Şeyda Bülbül, Dil Yarelenir

Bakmaz Mısın Sinemde Dağlara

Derdim Dökmeye Dil Yarelenir

Boş Geçirmeyelim Gel Bu Çağları

Dolaşalım Sahraları Dağları

Bir Gün Gazel Döker Ömrün Bağları

Eser Sam Yelleri Dal Yarelenir

Remziyim Yanar Aşkın Çırağı

Dostun Muhabbeti Cennet Otağı

Ancak Şu Dünyada Derdim Ortağı

Sazım Figan Eder Tel Yarelenir

DOSTLARIM

Dostlarım Hep Bende Kusur Aradı

Gerçek Yanlarımı Göremediler

Dostbildiklerim ne sordu ne aradı

Sevdiklerim Bana Eremediler

Saflar Kandı Fitnelerin Sözüne

Körler Düştü Kalleşlerin İzine

Dinamitler Kondu Suyun Gözüne

Yine De Farkına Varamadılar

Kalmadı Sevdiğim Lezzetim Tadım

Devrildi Seneler Bak Adım Adım

Yıllarımı İnsanlara Adadım

Bir Günümü Geri Veremediler

Ya Göz Koydular Da Varlığıma Malıma

Kurtlar Çoban Oldu Kuzularıma

Zalimi Koydular Mazlum Yerine

Haklının Hakkını Aramadılar

RemzininYaraları Döşünde

Duman Eksik Olmaz Garip Başında

Kara talih Hep onun peşinde

Dertsizler derdine care Bulamadilar

EYVAH

Ne hayaller kuruyordum

Kocamışım haberim yok

Kendimi genç sanıyordum

Kocamışım haberim yok

Öksürdükçe ağrır döşüm

Tıkanır çıkmaz nefesim

Nerde kaldı o gür sesim

Kocamışım haberim yok

Hep ağardı saçım başım

Ağzımda kalmadı dişim

Anca oldu elli yaşım

Kocamışım haberim yok

Rüzgâr esse üşüyorum

Çabuk gitsem düşüyorum

Baston gözlük taşıyorum

Kocamışım haberim yok

Güya Remziyim

Topraklar başıma benim

Gencim diye öğünürüm

Kocamışım haberim yok

Felek ile şu cihanı bölüştük

Saray aldı hanı bana bıraktı

Yer yüzünü adım adım dolaştık

Zevki aldı gamı bana bıraktı

Remzi der felek sen de yanasın

Benim gibi aralarda kalasın

Şu dünyanın bütün zevk ü safasın

Kendi aldı derdi bana bıraktı

FELEK

Felek bana bir ok vurdu

Kırdı belimi belimi

Bilmem bana düşman m’oldu

Çekmez elini elini

Gözyaşımı eyleyemem

Figan edip ağlayamam

Dertlerimi söyleyemem

Tutar dilimi dilimi

Yüreğimde yaram çoktur

Bu vurduğun zehir oktur

Merhamet insafın yoktur

Görmez halimi halimi

Dert elinden yandı canım

Yaralardan akar kanım

Sakatlandım perişanım

Vermez ölümü ölümü

Remzi der nasıl edem

Kanlı yaşlar doldu Nidem

Gözüm görmez nere gidem

Göster yolumu yolumu

GİDİŞİME

Yine yol göründü benim serime

Alışmak da yorulmak da şart oldu

Sizler sürün sefasını yerime

Ulaşmak da sorulmak da dert oldu

Doyamadım toprağımda taşımda

Binbir çile türlü bela başımda

Bin bir Türlü Bela peşimde

Gurbeteller garibana yurt oldu

Adalet gantarı sallıyor burda

Teslim mi köşeler canavar kurda

Yoksullar yurdunda çalışanlarda

Çakallar çukallar şimdi mert oldu

Sözümde yalan yok çarkımız bozuk

Türküye dökülür bağrımız ezik

Remziyim ağlatma gene de yazık

Feleğin tokatı bize sert oldu

GÖR

İnsan dedikleri duvara benzer

Hele suvakları dökülsünde gör

Gördüğün her güzele aldanma

Saç ağarsın beli bükülsün de gör

Kara toprak insanları yoğurur

Vedası geleni bir bir çağırır

Arkası kuvvetli fazla bağırır

Dostları yanından çekilsin de gör

Demek ki dünyada olur dermanın

Birgün uyanırsın geçmiş zamanın

Bazı insan der ki ben bir aslanım

Ezrayıl peşine dakılsın da gör

Remzi kulak versen sözüne

Yazılanlar mutlak gelir yüzüne

Evde bile karı bakmaz yüzüne

Hele sırtın yere yıkılsın da gör

GÜVENEMEM

Böyle midir dünya senin bütün işlerin

Var git dünya daha sana güvenmem

Kâr yerine çoktur bana zararın

Var git dünya daha sana güvenmem

Biçare Kerem'i yandırdın nara

Arzu, Kamber için kaldı avara

Ferhat az mı külünk vurdu dağlara

Var git dünya daha sana güvenmem

Çok yiğidi sen caydırdın ahdından

Çok güzele ah çektirdin bahtından

Çok sultanı sen indirdin tahtından

Var git dünya daha sana güvenmem

Remzi arzuhalin bildirdin

Çok yiğidin gül benzini soldurdun

Gurbetciyi gurbet elde öldürdün

Var git dünya daha sana güvenmem

INSAN OLMAK

Vermeyle azalmaz malı hünkarın

Muhtaca vermeye erinir gider

Doyar mı doymaz mı bilmez ki karın

Yoksul avaz etmez sürünür gider

Özünde var kayırmak, riya bir beden

Yorulmaz doldurur hakkım demeden

Durur mu hiç bulduğunu yemeden

İnsan kisvesine bürünür gider

Remziyim maksat üç gün dünyada

Güzel olsun gerek var mı feryada

Balık sanar aslın' yüzer deryada

Dünya hayal olur görünür gider

KIMSE BANA YAREN OLMAZ

Kimse bana yaren olmaz yar olmaz

Mertlik hırkasını giydim giyeli

Dünya bomboş olsa bana yer kalmaz.

İnsana muhabbet duydum duyalı

İmanım hükümdar benliğim esir

Ehli beyti sevdim dediler kusur

Kimi korkak dedi kimi de cesur

Kurt ile koyunu yaydım yayalı

Ardımdan vuranlar yüzüme güler

Kestiği az gibi parçalar böler

Herkes kılıcımı boynumda biler

Başımı meydana koydum koyalı

ANNENIN OGLUNA MEKTUBU

Ey Oglum mektubunu

Bekliyorum göndersene

Kalbimdeki bu yangini

Körükleyip söndürsene

Yurt eyledin el ilini

Unuttun mu YaslI Anneni

Mektubunla ahvalini

Biraz olsun andirsana

Kavusmaktir hep amacim

Mektubundur tek ilacim

Göndermezsen artar acim

Gönderip de dindirsene

Annenin gül sözünü

Özlem ile çal sazini

Insaf eyle gel nazini

Biraz aza indirsene

Birak artik el ilini

Gel sahiplen bu Anneni

Gurbetinde su yolunu

Silamiza döndürsene

YASANILASI DÜNYANIN

Yaşanılası dünyanın

Ne tadı ne tuzu kaldı

Ömür denen şu zamanın

Çoğu gitti azı kaldı

Çalışmadan yiyenlerin

Derimizi giyenlerin

Nice benim diyenlerin

Ne izi ne tozu kaldı

Çürük ökçe yırtık taban

Kurdu kuşu ettik çoban

Gariban daha da gariban

Ne çulu ne bezi kaldı

Bizden geçinen kalleşler

Döner geri bizi taşlar

Sıvıştı yaren yoldaşlar

Ne sözü ne özü kaldı

Cahiller kendini aklar

Kamiller özünü yoklar

Kurudu çaylar ırmaklar

Serçeşme'nin gözü kaldı

DerliRemzinin varı

Canandır canın öz yari

Geçti bu devrin baharı

Ne yazı ne güzü kaldı

NESİNE KANAYIM

Kuzgun şahin olmuş göze bakıyor

Nesine kanayım ben bu dünyanın

Can pazara düşmüş söze bakıyor

Nesine kanayım ben bu dünyanın

Su katmışlar fukaranın aşına

Açılmadık dert kalmamış başına

Göz dikmişler beş kuruşluk işine

Nesine kanayım ben bu dünyanın

Sevdim desen inanmıyor sevgili

Aldığımız nefes bile vergili

Göstersene bir tek kişi görgülü

Nesine kanayım ben bu dünyanın

Emek dibe vurmuş borsa gidiyor

Cenneti yok etmiş Mars’a gidiyor

Eni sonu meçhul harsa gidiyor

Nesine kanayım ben bu dünyanın

Armut ağacında elma bitiyor

Akbabalar bülbül gibi ötüyor

Canım desen cananına batıyor

Nesine kanayım ben bu dünyanın

Ekmek ilaç pahasına yeniyor

Bilim ilaç diye bizi deniyor

Yağmur değil sanki tufan iniyor

Nesine kanayım ben bu dünyanın

Siyaset sokuldu camiye ceme

Zincir bağlanıyor her bir heceme

Aydınlık mı düşmez oldu geceme

Nesine kanayım ben bu dünyanın

Dualar edildi çözüm olmadı

Şikayet edecek makam kalmadı

Eziyet sürüyor vade dolmadı

Nesine kanayım ben bu dünyanın

Anlayana sivrisinek saz gelir

Muhannete bir verdiği yüz gelir

Yeşili tükenmiş işte güz gelir

Nesine kanayım ben bu dünyanın

Yoksulu hak almaz olmuş emekten

Varsılı tat almıyor ki yemekten

Gurbeti’ye gına geldi demekten

Nesine kanayım ben bu dünyanın

Acilarin kuruttugu

Kirac bir bozkirim ben

Üstelik kac yangin gecti üstümden

Bütün ciceklerim kavruldu

Size sunabilecek bu yüzden

Tek seyim var; Bir Demet Diken

DESTEK SEVDASI

Destek ile almanyanin arasi

Yakti bizi bu Hasretlik yarasi

Kahrolsun su gavurun parasi

Bizi bu hallere koyan utansin

Özlemisem Destegimin yaylasini ovasini

Tasini topragini havasini

Kurbet eller aldi bizi süremedik sefasini

Cekeriz yadellerde hasretin cefasini

Simdi yesermis tir yaylalar ovalar

Izin gününü geldi catti günler bir birini kovalar

Heyacandan ellerim birbirini ufalar

Geliyorum destek kurulsun sofralar

Kurbet ellerde gecer ömrümüz hal böyleyim

Derdimi kederimi kime söyleyim

Dostlar remziyim ben böyleyim

Destek sevgisiyle cosan irmak gibi akar giderim

Niyet ettim Destegime izne gelip görmeye

Yüce mevlam izin verirde gelirsem o gününe ermege

Doslarima sevdiklerime kavusup selam vermeye

Niyet ettim Destegimin tasina topragini öpmege

50. YIL HESABI

Bağladım nefsimi zincir yulara

Dünyayı duvara astım gel de gör

Rahatı huzuru attım kenara

Çileyi bağrıma bastım gel de gör

Yürüdüm sel oldum, durdum göl oldum

Mazluma, mağdura kıvrak dil oldum

Zulüm sıcağında serin yel oldum

Yürekten yürege estim gel de gör.

Sonu hatırladım, ilki duyunca,

Kula kul olmadım ömür boyunca!

Hakkın zehirini içtim doyunca

Batılın balina kustum gel de gör.

Ülfetim olmadı iriler ile

Ağıla girmedim sürüler ile;

Ölümden korkmayan diriler ile

Selamı, sabahı kestim gel de gör.

Aşik ceylanı emzirince sütünü

Taşa çalıp, kırdım benlik putunu

Düşmanımdır inkarcının bütünü

Allah dostlarıdır dostum gel de gör.

Bazı kötülüğü kovdum elimle

Bazı kötülüğü yerdim dilimle

Gücüm yetmeyince kendi halimle

Haksıza buğzettim, küstüm gel de gör.

Çıkar için laf davulu çalmadım

Hiçbir yerden makam, rutbe almadım

Bildimse söyledim, korkak olmadım

Bilmediğim yerde sustum gel de gör.

50 Yaş Şiiri

Ne zaman baksam çevreme elli yıl sonra

Hep aynı gürdüklerim; bir keşmekeş, bir bozuk düzen

Bir lokma ekmek uğruna tükenmesi insanların

Yaşamak ve ölmek için hep aynı neden

Sefil doymazlık:ete, kana, paraya

Öylesi bir açlık ki eksilmeyen, bitmeyen

İnsan, ezebildiğince mutlu insan, oğul

Nereye gidersen git hep o tuzak, o dümen

Küçük hesaplarla kabaran büyük hesaplar

Ve değişmez çığlığı insanoğlunun: Ben, ben, ben!"

Sen yok musun? Onlar yok mu? Biz yok muyuz?

Nereye bu gidiş? Delicesine pupa yelken

Söyle neyi değiştirebilirsin ki tek başına

Yıldırırlar, sustururlar vururlar seni de hemen

Düşler bitmişse, gerçekler bir tokat gibi inmişse

Tek başına mutlu ol bakalım, olabilirsen

En güzeli sevmek diyeceksin insanları tümüyle

Usanmadan, bir şey ummadan, beklemeden

Ver, durmadan ver, eller uzanmış, baksana

Ver ki; kurulsun sofra, başlasın şölen

Bir yanda umutların, düşlerin, düşüncelerin

Bir yanda aldığını geri vermez koca bir evren

Bak! Bütün ağızlar yutmaya hazır seni

Bir noktadan, bir lokmadan başka nesin sen

Dönüp gerilere bakıyorum, bir de kendime

Elli yıl geçmiş, ha gün, ha yarın derken

Değişen birşey yok, bir şaşkın benden başka

İşte aynı yol, aynı kapı, aynı merdiven

Hani nerdeler? Kimi yitmiş kimi gitmiş dostların

Bir ak saçlı anan kalmış yolumu bekleyen

Sabah-öğle-akşam . . . Hep o tekdüze yaşam

Ve kırılmış bir kalple yorulmuş bir beden

İşte böyle geçti yıllar. bozbulanık

Ben sevdim, ben ağladım, başkalarıydı gülen

Ne zaman uzattıysam ellerimi, parçalandı

Mutluluk serseri bir mayındı denizlerimde yüzen

GURBETCI

Varirsin vatana derler"Almanci"

Bire bes aliyor bilmen bakkalici

Bir ayda bitirin yillik kazanci

Gamli, yasli geri dönen gurbetci.

Baba mülk al " diye salarsin para

Sen icine actin büyük bir yara

Simdi düsün artik sen kara kara

Vereseyi sen cogaltitin gurbetci

Bunca yil calistin nerde der paran

Rizasiz lokma hic demez haram

Yakin dostlar olur bizleri karan

Bir dostunla yine küssün gurbetci.

Icinde yükselen acin var bir de

Okutun evladi dedigi yerde

Sal parayi harcar gezdigi yerde

Bak karneye eyvah dersin gurbetci.

Kardes sefil diye salarsin para

Gönlün razi olmaz icinde yara

Yedikce icine hep atar kara

Ondan da bir darbe yersin gurbetci.